26 Eylül 2017 Salı Açılış Sayfam | Sık Kul. Ekle | Ana Sayfa | SİTENE EKLE | İletişim | Künye | Kartvizit Rehber  | MOBİL
ANA SAYFA
YAŞAM
POLİTİKA
SAĞLIK
MEDYA
EĞİTİM
SPOR
EKONOMİ
KULİS HABER
KÜLTÜR-SANAT
DİĞER
 
  16 : 17 : DEMİRTAŞ YENİ ADAY ARIYOR!   12 : 04 : BAKI SEN VEKİLİN YAPTIĞINA!   12 : 00 : TARIMA BÜYÜK DESTEK. AMA ZONGULDAK KAPSAMA ALINMADI!   11 : 49 : BELEDİYE NE YAPMAYA ÇALIŞIYOR?   11 : 41 : EĞİTİME BAŞLADI...   11 : 36 : ULUPINAR İTFAİYE TEŞKİLATININ 303. YILINI KUTLADI…   11 : 35 : 86. YAPILACAK...   16 : 56 : METAL YORGUNLUĞU MU, TEPKİ Mİ?   23 : 40 : GENEL MERKEZE REST ÇEKMEYE ÇALIŞTI AMA YEMEDİLER!   19 : 50 : “MÜJDELİ HABERLER GERÇEĞİ YANSITMIYOR”
 
     
 
SABIR...
SABIR...
27 Kasim 2016 15:18:05

Yazar :
   
   
 
   
     
 Paylaş

Sabır …….

 

Merhabalar

Son bir haftadan beri içimde derin bir acı hissiyle baş etmeye çalışıyorum. Bunun yanında hayat paralelinde bir sürüde sürpriz ve gelişmeleri getiriyor. Zaten ruhsal yetişkin olma becerisi zıttıyla var olanlar dünyasında, olan olaylardan nefs geliştirme, öğrenme, öğrendiklerimizi hatırlama ve bunları hatırlayıp etrafımızdakilerle paylaşma becerisi değil mi ?

Çok yakın bir arkadaşımın ablası aniden beyin kanaması geçirdi ve gencecik yaşında birden yoğun bakıma kaldırıldı. Ani olanla baş etme zaten çok enerji isteyen bir durumken, bunun cananının canını yakması acıyı katmerliyor galiba. İçin için yanan bir köz insanın ciğerinin içini yakmaya başlıyor. Arkadaşımla konuşurken bu süreci geçerken en çok kullandığım ve kullanılan kelimenin sabır olduğunu fark ettim.

Bu sebeple hem kendi hem de etrafımda negatif olayları yaşayanlar için sabır hakkında öğrenmeyi, öğrendikçe sabrımın arttığını gözlemledim. Hepimizin bildiği gibi bilinmeyen korkutur. Bildikçe korku sevgiyle yer değiştirir. Bu korkuyla baş edebilmek için hepimiz  falcı falcı dolaşmadık mı ?

Nedir sabır ?

Nasıl sabır gösterilir ?

Kimler daha sabırlıdır ?

Sabır öğrenilen bir şey midir?

Sabır yaşa göre değişir mi ?

Sabır bölgeye, coğrafyaya göre değişir  mi ?

Sabırlı insanlar toplumda daha çok mu değer görürler?

Sabır dinsel bir durum mudur ?

Bu sorular aklımdan geçmeye başlayınca bende öğrendiklerimi, gördüklerimi,  duyduklarımı, düşündüklerimi  sizinle paylaşmaya karar verdir.

İnsan sosyal bir varlıktır. Tamam bunu hepimiz biliyoruz. Çift yönlü yaşamda var olmayı biliyoruz. Hem doğduğumuz andan itibaren bireysel ‘BEN ‘olmayı öğrenirken, hem farklı farklı grupların içinde ( ailemiz, okulumuz, arkadaşlarımız v.b ) ait olma duygumuzu geliştirip ‘BİZ ‘  olmayı deneyimliyoruz.

Ben den bize gitmek hepimizin öğrenmesi gereken hayat yolculuğu galiba. Ben olmayı becerebilirsek, birey olmanın tadını çıkarırız. Biz olmayı seçtiğimiz veya seçildiğimiz gruplarda sağlıklı ilişkiler kurarız. En uzun ilişkimizin olduğu kişi kendimiz olduğuna göre, çevredeki ilişkiler kendimizle olan ilişkilerin modellemesidir. Kendimizi sevdikçe, kendimize hoşgörülü davrandıkça, kendimize saygı duydukça, herkesin sorumluluğu yerine kendi sorumluluğumuzu aldıkça BİREY olmanın keyfine varır, başkaları tarafından kabul görürüz.

 

Peki  başkaları tarafından nasıl kabul  görürüz?

 

En sağlıklı kabul görme şekilleri kendi arasında ikiye ayırmak mümkündür.

Düşük onay ihtiyacı,

Yüksek onay ihtiyacı.

Düşük onay ihtiyacı olanlar iç kaynakları ile beslenirken, yüksek onay ihtiyacı olanlar dış kaynaklarla beslenirler.

 

Düşük onay ihtiyacıYüksek  onay ihtiyacı

İç kaynaklar                                                        Dış kaynaklar

Kişilik                                                                    Başarı

İlişkiler                                                                   Statü   

Değerler                                                                   Para

Prensipler                                                                 Mevki

Eski insanların daha çok daha mutlu, keyifli  hissetmelerin sebeplerinin başında dış kaynaklardan çok iç kaynaklarına yönelmeleri değil midir ?

Düşük onay ihtiyacı için kendimizde sahip olan değerleri fark etmeli, arttırmalıyız.

Nedir değerlerimiz ?

Adalet

Dürüstlük

Vefa

Merhamet

Cömertlik

Sadakat

Sabır

Dostluk

Nezaket

 

 

Değerler eğitiminin en önemlilerinden biri de sabırdır.

Sözlükte sabır kelimesinin anlamı 

 Acı, yoksulluk, haksızlık gibi üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemidir. Yani sabırın içinde bekleyebile yeteneği vardır. Zorluklara boyun eğmeden mücadele edebilmek, haksızlıklar karşısında anlık tepkilerden kaçınmak, acele etmeden yerinde ve zamanında olgun davranmaktır.

 

Bekleme becerisi  ‘ özdenetim ‘ olarak adlandırılır.

Özdenetim ile ilgili bir deney yapılmış. Bu deneyde bir grup çocuk tek tek odaya alınıyor, masanın üstüne bir lokum konuluyor ve onlara şöyle deniliyor:’ Ben şimdi dışarıya çıkıyorum. Bu lokumu yemek istersen yiyebilirsin. Ama ben dönünceye kadar yemezsen san iki lokum vereceğim.’’ O gün bazı çocuklar bekliyor ve ikinci lokumu alıyor. Bazı çocuklar beklemiyorlar.

Araştırmanın esas ilginç yanı ise 20 yıl sonra, araştırmacılar bu kişileri buluyorlar ve hayatlarını inceliyorlar. Görüyorlar ki o gün lokumu yemeyenler, hem akademik olarak hem de iş hayatında daha başarılı olmuşlar.

Çünkü ogün bekleyenlerin farkı özdenetim becerisinin yüksek olması. Özdenetimli insanlar, gelecekte daha iyi bir şey için şu anda geçici görünen istek ve dürtülerini erteleyebilirler. Biz buna hazzı erteleme veya nefs diyoruz.

Benim çocukalarımın gittikleri okulda hergün beslenme götürmeleri gerekiyordu. Veliler çocuklarının diğerlerinin getirdiğinden kendi çocuğunun canının çekeceğini bunu engellemek için toplu beslenme önerisinde bulundular. Bence çocuklarımızın bireysel beslenmesi bir çok noktada ruhsal gelişmesine yani  nefs gelişmesine yardımcı olur.

Arkadaşıyla paylaşmayı öğrenir

Annesinden canı çektiği şeyi istemesini öğrenir

Annesinin yapamadığı bir şeyler olduğu zaman annesinin sınırlarını öğrenir

Annesinin arkadaşının annesiyle tarifler yoluyla sosyalleşmesine yardımcı olur

Canı bir şey isteyim yemediği zaman hazzı ertelemeyi, beklemeyi yani özdenetimini geliştirmeyi öğrenir

Farklı evlerdeki farklı yemek düzenlerini görüp, değerlendirme yapma bilinci gelişir

Yemek kültürü genişler

Örnekler çoğaltılabilir, bir küçük hareket hayatımızda büyük değişimlere yol açabilir. Kimse değişmez diye bir kural yoktur. Değişim ve esnemek hayatın ta kendisidir.

 

Sabır deyince akla en yakın kelime arkadaşı sebat gelir. Nedir acaba sabır ve sebat farkı ?

 

Sabır, Bir şeyin tamamlanması ya da sonuçlanması için bekleme gücü; Sebat, bir şeyi tamamlamak ya da sonuçlandırmak üzere gösterilen dayanıklılık gücü.
 
“Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır.

Başla, usanmadan devam et, dağı bile devirebilirsin.” Özdeyişinde meyveden kasıt, tamamlanma ya da sonuçlanmadır. Yani beklemek zordur, bazen çok zor olur, ama tabii tamamlanınca ya da sonuçlanınca bundan sevinç duyarız. Dolayısıyla “üff” demeden beklemesini öğrenmeliyiz. Aynı şeyi sebat için de söyleyebiliriz. Gereken dayanıklılığı göstermek çok zor gelebilir, bize gerçekte acı da verebilir; tamamlanınca yahut sonuçlanınca da bu acıyı bize unutturacak kadar bir sevinç duyabiliriz.
 
Yukarıdaki özdeyişin ilk cümlesi sabırla ilgilidir, ikinci cümlesi ise sebatla ilgilidir. Sebat eden dağı bile devirebilir. Burada önemli olan kaba güç ya da hız, sürat değil, bıkmadan aynı şeyin üzerinde odaklanmayı sürdürmek ve buna dayanabilmektir.
 

Hayat; başımıza gelen olaylara bakmaz, nasıl bir tavır takındığımıza bakar…

Duygunun doğrusu yanlışı olmaz, davranışın doğrusu yanlışı olur J
  
Eğer birisi size hakaret ediyorsa, bu hakareti size değil de sadece bedeninize yaptığını kabul edin. Eğer size açıkça hakaretler yağdırıyorlarsa, bırakın onlar havanın içine karışıp yok olsunlar. Bunun aksine, eğer onlar sizi sessizce azarlıyorlarsa, o sözler zaten size ulaşmayacaktır. Bunlar için üzülmeyin.

Söylenen söz kişiye aittir, siz o söylenen söze dönüşmezsiniz.

Çocukların birbirlerine deli, salak gibi kötü sıfatlar söyleyip, hakareti duyan ağladığını gördüğümde, müdahale şekli olarak. Ağlayan çocuğa zencisin diyorum, sen zencisin.

Hayır ben zenci değilim diyor.

Demek ki söylediğim olmuyorsun. O söylesin; kötü söz sahibinindir. Sen o sözden ağlamak yerine doğru davranış yaptığında, sana artık böyle sözler söylemeyecektir. Tabi ikinci olarak kötü sözü söyleyen sakinleştiğinde konuşuyorum. İnsan kızgınken kalbi kapanır ve kulakları duymaz ……. İyi iletişim için sükûnet ve sakinlik gerekir. Öfkeli insanların içi sakin değildir. İç sakinliği için, namaz, zikir, meditasyon, müzik, spor, örgü her nasıl yapıyorsanız, günlük özel bir süre ayırmalısınız.
Geçici olan, süzülüp giden bulutlar için endişeleniriz. Bu, bir insanın gerçek doğası değildir. Gökyüzünde kara bulutlar toplanmaya başlayınca, güneşin veya ayın onları karanlığa boğduğunu belki de farketmişsinizdir. Bu sizin canınızı sıkar. Birkaç dakika bekleyin. Kara bulutlar kayıp gidecek, güneş ve ay tekrar parlamaya başlıyacaktır. İstenilen şey biraz sabırdır.

İnsan ömründe umut ve ölüm ikiz kardeştir. Yaşamda mutlu olmak umuda yönelme becerisidir.
 
Karar verilmesi gereken şeye karar verince, onu başarıncaya kadar devam edin. Arzu edilmesi gereken şeyi arzu ettiğiniz takdirde, arzunuz tatmin oluncaya kadar devam edin. Sorulması gereken şeyi sorduğunuz takdirde, cevabını öğreninceye kadar araştırın. Düşünülmesi gereken şeyi düşündüğünüz takdirde, onu gerçekleştirinceye kadar çalışın. Sebat edin, dirençli olun ve hiçbir zaman pes etmeyin….

Başımıza gelen olumsuz şeylere sabır etmeliyiz, insanlığın yararına girişmiş olduğumuz işlerde de sebat etmeliyiz. Ne acele etmeli ne de bir an önce sonuç alma beklentisi içine girmeliyiz; çünkü meyve yavaş yavaş olgunlaşması sayesinde daha tatlı hale gelir. İşte, dengeli ve verimli bir yaşamın özeti budur. İnciri yeşil haliyle dalından koparıp elimizle yumuşatabiliriz fakat hiçbir zaman güneşte vaktinde toplandığı lezzete ulaşamayız. Sabır içinde süreçte kalma becerisinide barındırmaktadır.

 

Bir korkuyu yenmenin en kolay yolu onu tanımaya çalışmaktır. Bilgi korkuyu yener. Bu yüzden kendimizin eksik yada zayıf yönlerini bilirsek, o konuda çalışarak kendimizi geliştirebiliriz.

Nasıl yaptığımız spora göre vücudumuzun çalışan bölgesinin kası gelişiyorsa, yaptığımız, okuduğumuz konulara göre değerlerimizi geliştirebiliriz.

 

 Sabırla ilgili sözleri sizin için bir araya getirdim. Böylece bu sözleri dolabınızın üstüne yazıp yapıştırırsanız ya da günlük okursanız kendiniz için iç motivasyon kaynağını harekete geçirmiş olmaz mısınız ?

Kendi kendimizin rehberi olduğunda hayat yolculuğumuz daha keyifli olacaktır. Bu da zaten özgüven ve özsaygının temel taşıdır. Stresten iki şekilde kurtulabilinir ya stres kaynağından uzaklaşırsınız ya da özgüven ve özsaygınızı kazanır ve her gün yenilenirsiniz.

Sabır; Suskunluk değil işitilmeyen feryattır. Her kişinin değil er kişinin harcıdır.

Nasıl hala sabrede biliyorum ? Çünkü insanın sabrı sevgisi kadar olurmuş.

Hz. Yusuf mirasıdır sabır. Başı zindan, sonu hükümdarlık olan.

Çalınan her kapı açılsaydı. Ümidin, sabrın ve isteğin derecesi anlaşılmazdı.

Sabır boyun eğmek değil, mücadele etmektir.

Seni iki şey anlatır; Hiçbir şey yokken gösterdiğin sabır. Her şey varken gösterdiğin tavır.

Sabır sevinç anahtarıdır.

Sabır acıdır ama tatlı meyvesi vardır.

Seni sevmeyene asla sabır gösterme. Çünkü, sabrın adı yüzsüzlük, fedakarlığın adı eziklik, sevginin adı kişiliksizlik olur.

İman ikiye ayrılır. Yarısı şükür, yarısı sabır.

Her sıkıntının ardında mutlaka feraha açılan kapı vardır. Sabret…..

Bilgeye sormuşlar ‘ insan nasıl sabredersin diye? ‘;

Unutursun, sabredersin bu en güzelidir.

Kabul edersin sabredersin bu en doğrusudur.

Vazgeçersin, sabredersin bu en zorudur.

Bir de işini Allah’a havale eder, öyle sabredersin işte bu en yücesidir.

Unutma rabbin vazgeçenlerin değil, sabredenlerin yanındadır.

Bence sabır bir sevgi çeşitidir. Sabrın içinde bilgelik vardır, sabrın içinde metanet vardır, sabrın içinde merhamet vardır, sabrın içinde şevkat vardır. Sabrın içinde akılla duygunun dostluğu vardır.

 

 

 Kavak ile kabak

Kavağın yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisi ile müthiş hızla büyümüş ve neredeyse, kavak ağacıyla aynı boya gelmiş. Birgün dayanamayıp sormuş kavağa:
- Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?
- On yılda... demiş kavak.
- On yılda mı?...diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.
- Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak.
- Doğru!...demiş ağaç. ´´Doğru!...´´
Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak, önce üşümeye başlamış sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış
Sormuş endişeyle kavağa:
- Neler oluyor bana ağaç?
- Ölüyorsun... demiş, kavak.
- Niçin?..diyerek devam ettirmiş sorusuna, 

.

 

 

 

 

Ağaç:
- Benim on yılda geldiğim yere sen iki ayda gelmeye çalıştığın için...

 

 

Sabırlı olmakla ilgili şimdiye kadar duyduğum en çarpıcı hikayelerden birinidaha  sizinle paylaşmak istiyorum.

Çin de bulunan bambu ağacını hiç duydunuz mu ? Türkiye de yetişmez mi iklimsel farklılıklardan dolayı belki bazı bölgelerde yetişebilir. Çin bambu ağacı Türkiye’ de yetişemez.Neden mi ? Çünkü Çin de ki bambu ağacı sabır gerektiren bir ağaçtır.Bambu ağacını yetiştirirken çok ama çok sabır gerekmektedir.

Toprağa bir buğday veya nohut ektiğimizi düşünelim. Bunların filizlenmesi iki hafta en fazla iki ay sürer. Verilen emeklerin karşılığını hemen alınmasını sağlar. Kendisine emek verenlerin yüzlerini hemen güldürür. Süreç kısadır. Çin de yetişen bambu ağacına gelelim. Çin bambu ağacının tohumunu toprağa ekiyorlar. Sulanıyor, gübreleniyor. Topraktan küçük bir filiz baş gösteriyor. 3 ay geçiyor bu filizde büyüme yok. Yine sulanıyor bakımı yapılıyor. 6 ay geçiyor hala büyüme yok. Bir sene geçiyor yine bir değişiklik yok.

Bir çoğumuz bir sene geçtikten sonra diktiğimiz şey büyümüyorsa bıkarız ve bakımdan vazgeçeriz.

Çin’deki bu bambu ağacı bir yıl, iki yıl, üç yıl, dört yıl ,beş yıl boyunca büyümüyor. Nihayet beşinci yılın sonunda o filiz büyümeye başlıyor. Ve ne oluyor biliyor musunuz ? 6 hafta içinde 27 metre uzuyor. Bu ağaç altı haftada mı büyüdü yoksa 5+ 6 haftada mı ?

 

 Sabır ile ilgili en önemli sözlerden birisi Hz. Yusuf’la ilgili olanını anlamak için Hz. Yusufunhikayesini de bilmek gerekli. O yüzden Hz. Yusuf’un hikayesini sizinle paylaşmak istedim.

 

Hz. Yusuf mirasıdır sabır. Başı zindan, sonu hükümdarlık olan.

 

 

HzYusuf, Yakup Peygamber’in on iki oğlundan en küçüğünün (Bünyamin) bir büyüğüdür. Yusuf, İsrailoğullarını meydana getiren on iki boydan birinin başıdır. Büyükbabası İshak, büyük büyükbabası İbrahim‘dir. Yakup’un en sevgili eşinden olan en sevgili oğludur. Kur’an-ı Kerim’de kendi adı ile bir sure vardır. Yusuf Suresi 111 ayettir. Ayetlerin 98’i Hz.Yusuf’tan bahseder. O ayetlere göre Hz. Yusuf’un hayatı şöyledir:

Küçük yaşta annesini kaybeden Yusuf, çok güzel yüzlü ve çok zeki bir çocuktu. On bir tane erkek kardeşi vardı. Babalar Yakup Peygamber en çok Yusuf’u sever ve onunla ayrıca ilgilenirdi. Babalarının bu aşırı ilgisi ağabeylerinin kıskanmasına sebep olmuştu.

Hz. Yusuf bir gece rüya gördü ve uyanınca bunu babasına anlattı. Rüyasında on bir yıldızın, güneşin ve ayın kendisine secde ettiklerini gördüğünü söyledi. Hz. Yakup bu rüyanın, Yusuf’un gelecekte büyük bir adam olacağına işaret ettiğini anlayıp rüyadan kimseye bahsetmemesi için Yusuf’u tembihledi. Hz. Yakup’un büyük oğulları bu rüyayı öğrendi ve toplanarak Yusuf’u öldürmeye karar verdiler.

Ağabeyleri babalarından izin isteyerek koyunları otlatmak üzere Yusuf’unda kendileriyle birlikte gelmesini söyledi. Ağabeylerini çok seven Yusuf’un da istemesi üzerine Hz. Yakup izin verdi. Kardeşlerini alan büyük oğullar onu kıra götürdü.  Orada Yusuf’u derin bir kuyuya atıp, gömleğini kana bulayarak “Ey bizim babamız, hakikaten biz gittik. Yusuf’u da eşyalarımızın yanında bırakmıştık. Onu kurt yemiş.” dediler. Kesmiş oldukları hayvanın kanına buladıkları gömleği getirip Yakup’a verdiler. Hz. Yakup onların yalan söylediklerini anladı ve takdire razı olup sabrın kendisi için en güzel yol olduğunu bildirdi. Yusuf’u kaybolması onu çok üzdü ve ağlayarak gözlerini kaybetmesine sebep oldu.

Hz. Yusuf kuyuya atıldıktan bir müddet sonra Medyen’den gelip Mısır’a gitmekte olan bir kervan kuyunun yanında konakladı. Su almak için kovalarını kuyuya attıkları zaman Yusuf kovaya sarıldı. Kova yukarı çekilince Yusuf da kovayla beraber dışarıya çıktı. Kovayı çeken kişi güzel yüzlü bir çocuğun da çıktığını görünce şaşırdı. Kervancılar Yusuf’u Mısır’a götürüp pazara çıkardılar. Birçok kimse onu satın almak isteyince fiyatı yükseldi. O sırada Mısır Azizi, yani Maliye Bakanı Yusuf’u kervancılardan çok yüksek bir fiyata satın aldı. Mısır Azizi’nin hanımı Züleyha isimli bir kadındı ve çocukları olmamıştı. Bu yüzden Aziz, Yusuf’u evlat edinmeyi düşündü. Hz. Yusuf akıllara durgunluk verecek derecede güzeldi. Yüzünde parlayan peygamberlik nuru herkesi hayran bırakırdı. Bu durum Hz. Yusuf büyüdükçe Züleyha’nın ona aşık olmasına sebep oldu. Onu kendisiyle beraber olmaya davet etti. Hz. Yusuf bunu kabul etmeyince, ona iftira atarak kocasına şikayet etti ve Yusuf’u hapse attırdı.

 

Yusuf uzun yıllar hapiste kaldı. Mısır Firavunu’nun ekmekçisi ve şerbetçisi de onunla birlikteydi. Yusuf zindandayken hastaları ziyaret eder, geceleri namaz kılar, Rabbini zikrederdi. Allah, kendisine rüya tabiri ilmini öğretti. Yusuf, Firavun’un ekmekçisi ve şerbetçisinin görmüş oldukları rüyaları tabir etti. Birinin, kurtulup işine devam edeceğini, diğerini ise öleceğini söyledi. Sonunda dediği çıktı. Hz. Yusuf, kurtulan arkadaşına efendisinin yanında kendisini anmasını söyledi.
Hz. Yusuf zindandayken Mısır hükümdarı bir rüya görmüştü. Rüyasında, yedi semiz ineğin yedi zayıf ineği yediğini ve yedi yeşil başak, yedi de kurumuş başak görmüştü. Bu rüyanın yorumunu yaptırmak istedi. Hz. Yusuf’un rüya yorumu yaptığını öğrendi ve onu yanına çağırarak rüyasını anlattı. Yusuf, “Yedi sene bolluk, sonra yedi sene kıtlık olacak. Bollukta saklayın, kıtlıkta bunları yersiniz”. dedi. Hükümdar Yusuf’un suçsuz olduğunu ve senelerdir zindanda boşuna kalmış olduğu öğrendi ve bunun üzerine Hz. Yusuf’u maliye bakanlığına getirdi. Yusuf bolluk senelerinde çok ekip, ekinleri sapları ile beraber ambarlara koyulmasını, bu şekilde ekinler bozulmadan kalıp hem de saplar ile hayvanların yem ihtiyacının giderileceğini söyledi.

Aynı kıtlık, Hz. Yusuf’un babasının memleketi olan Ken’an diyarında da yaşandı.
Yusuf‘un kardeşleri de yiyecek almak için Mısır’a geldi. Onları tanıyan Yusuf sonunda kendini kardeşlerine tanıttı ve onları affettiğini söyledi, ailesinin tamamını Mısır’a davet etti. Ailesi Mısır’a vardığında Yusuf,  üvey annesi ve babasını tahta oturttu; diğer on bir kardeşi de Hz. Yusuf’un önünde eğildiler. O zaman Yusuf; “Ey babam! İşte bu evvelce gördüğüm rüyanın yorumdur. Hakikaten Rabbim o rüyayı tahakkuk ettirdi. Beni zindandan çıkarıp mülk ihsan etti. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını açtıktan sonra, Allah sizi çölden getirdi. Muhakkak ki, Rabbim dilediği şeyleri hakkıyla bilen her şeyi hikmetinin icap ettirdiği vakit ve şekilde yapandır.” dedi. Bu şekilde İsrailoğulları, Filistin’den Mısır’a gelip yerleşmiş oldu. Bir süre sonra Hz. Yakup vefat etti. Hz. Yusuf, Allah ‘a söyle münacatta bulundu: “Rabbim, bana hükümdarlık verdin, rüyaların yorumunu öğrettin. Ey göklerin ve yerin yaratanı! Dünya ve ahirette koruyanım sensin! Benim canımı, Müslüman olarak al! Ve beni iyilere kat!” (Yusuf, 101).

Pek çok olayları içeren bu hayat hikayesi için Allah şöyle buyurdu: “And olsun ki, Yusuf ve kardeşlerinin olayında, soranlara nice ibretler vardır.” (Yusuf, 7)

 

 

Kıssadan hisse ……

Işığınız bol olsun

Sizi ve kendimi seviyorum.

 

Işıkla kalın,                                    


 Aylin Uyar  0 532 6152665

Aile Dizimi

Yaşam Koçu

Reiki Master

Scio ( biorezonans&biofeedback )

 

 

  Bu Yazı Toplam 1139 Defa Okunmuştur

 
 
 
YORUM EKLE
   
TAVSİYE ET

 Yorumlar ( 0 )

Henüz bir yorum yapılmamış

Köşe Yazarları
Hüseyin Orhan
KENDİSİNİNDE KUMPASA SOKULDUĞUNU İTİRAF ETTİ!
Togay Han ÖZBİRİNCİ
TSO SEÇİMLERİ...
Vahap AKBULUT
REFLÜ NEDİR ?
 

KATEGORİLER

EREĞLİ'NİN SESİ

Copyright © Ereğlinin Sesi Haber Gazetesi
Bu site kaliteweb hosting sunucularında barındırılmaktadır.